TAZMİNAT HUKUKU

Tazminat Nedir?

Tazminat: Maddi veya manevi bir zararın karşılığı olarak zarara yol açan kusurlu veya kusursuz kişiye ödetilen mal, hizmet veya parasal karşılığa tazminat denir.

Tazminat Hukuku Nedir?

Herhangi bir ihmali veya icrai fiil neticesinde doğan zararı gidermek, eski haline getirmek veya bu zararın karşılığınca giderilmesini inceleyen ve düzenleyen hukuk disiplinine tazminat hukuku denir.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Herhangi bir ihmal veya icrai fiil sonucu doğan zararın giderilmesi için hakkı ve menfaati olan taraf görevli ve yetkili mahkemeden bu zararın giderilmesini talep edebilir. Türk hukukunda maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası şeklinde iki temel başlık altında doğan zararın giderilmesi talep edilebilmektedir.

Ankara Rodos Legal Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Tazminat Hukuku ve İşçilik Alacakları İçin İletişim Bilgilerimizden Bizlere Ulaşabilirsiniz.

Ankara Rodos Legal Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Tazminat Hukuku ve İşçilik Alacakları İçin İletişim Bilgilerimizden Bizlere Ulaşabilirsiniz.

Maddi Tazminat Davaları

Maddi tazminat, maddi zararın yani bir kimsenin malvarlığında kendi isteği ve iradesi haricinde meydana gelen eksilmenin yani kaybın giderilmesi için zarara dolaylı veya dolaysız sebep oaln kişi tarafından yerine getirilmesi gereken ve para ile ifade edilebilen bir edimdir. Maddi tazminatın zarar görene ödenmesi ile zararın ortadan kaldırılması ve mağdurun malvarlığının mümkün olduğu kadar eski hale getirilmesi amaçlanmaktadır.

Maddi tazminat talepleri dava yoluyla görülebileceği gibi şartlar uygun düştüğü takdirde icra takibinin konusu da olabilirler. Maddi tazminat davalarının hangi mahkemede görüleceği zararın veya zarar verenin fiilinin niteliğine göre değişebilmektedir. Maddi tazminat davalarında görevli mahkeme; İş mahkemeleri, Asliye Ceza mahkemeleri, İdare mahkemeleri vs. olabilir.

Manevi Tazminat Davaları

Manevi tazminat: Kişi varlığına ilişkin olup kişinin hakkaniyete, hukuka ve yeri geldiğinde ahlaka aykırı bir eylem sonucu duyduğu fiziki ve manevi acı, elem, keder, ıstırap ve yaşama zevklerinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan manevi zararları giderecek ya da nispeten hafifletecek parasal veya para harici ödemelere manevi tazminat denir.

Modern hukukun gelişimi ile birlikte kişilerin yalnızca maddi zarara uğrayabileceği fikri terk edilip manevi zararların da doğabileceği fikri kabul görmeye başlamıştır. Manevi tazminat, bugün artık bütün hukuk düzenlerince benimsenmiş bir müeyyidedir ve kapsamı da her geçen gün genişlemektedir.

Manevi tazminat kavramı, maddi tazminat kavramından daha karmaşıktı olmasının yanı sıra tespiti de bir o kadar zor bir müessesedir. Bu nedenle uygulamada, mahkemelerde farklı görüşler ortaya çıkmakta ve manevi tazminatın sağlanması güçleşmektedir. Bu açıdan, zarara uğrayanların manevi tazminat haklarına kavuşabilmeleri için alanında uzman tazminat avukatlarına danışmalarında fayda vardır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. Maddesi, Türk Hukukunda manevi tazminat hakkını düzenleyen genel hüküm niteliğindedir. İlgili madde şöyledir,

Kişilik hakkının zedelenmesi 

MADDE 58 – Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir

Aynı şekilde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesi, 58. Maddeye göre özel nitelikli olup özel hukuktan doğan manevi tazminat taleplerine ilişkin genel hüküm niteliğindedir.

Manevi tazminat

MADDE 56 – Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Usul hukukunda görevli mahkeme, davanın hangi mahkemede açılacağı anlamına gelir. Yani davanın, İş mahkemelerinde mi, Asliye Hukuk mahkemelerinde mi, İdare mahkemelerinde mi açılacağı görevli mahkemenin belirlenmesi ile ilgilidir. 

Yetkili mahkeme, davanın neredeki mahkemede açılacağına ilişkindir. Yetkiye ilişkin genel kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir.

Genel yetkili mahkeme 

MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.

Davalının birden fazla olması hâlinde yetki 

MADDE 7- (1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir

Örneğin, zarara neden olan davalı Ankara/Çankaya’da ikamet ediyorsa yetkili mahkeme Ankara Mahkemeleri olacaktır. Manevi tazminat hakkının doğumuna neden olayın eylemin niteliği ve eylemi gerçekleştirenin niteliğine göre kanunlarda belirtilen görevli ve yetkili mahkemeler farklılık gösterebilir.

Rodos Legal Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Olarak Tazminat Hukuku Alanında Profesyonel Kadromuzla Sizlere Danışmanlık ve Avukatlık Hizmetleri Sunmaktayız.

Rodos Legal Hukuk ve Danışmanlık Bürosu Olarak Tazminat Hukuku Alanında Profesyonel Kadromuzla Sizlere Danışmanlık ve Avukatlık Hizmetleri Sunmaktayız.

TAZMİNAT DAVASI TÜRLERİ

İş Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davası

İş Kazası: İşçinin, işverenin hakimiyeti altında bulunduğu sırada, onun için ifa ettiği işten veya iş dolayısıyla dış bir sebeple aniden meydana gelen bir olay sonucu uğramış olduğu kazaya iş kazası denir.

Bu tanımdan yani aniden meydana gelen olay kavramından anlaşılması gereken başlangıcı ve sonu sabit olan ve bir defalık oluş niteliğini haiz olaydır. Bu yüzden işçinin bedeninde ve ruh sağlığının bozulmasının zaman içerisinde uzun vadede gerçekleştiği durumlarda iş kazasından değil meslek hastalığından bahsedilmesi gerekecektir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda iş kazası şöyle tanımlanmıştır:

İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması 

MADDE 13- İş kazası 

a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, 

b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, 

c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, 

d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

İş kazası sonucunda, işçinin işverenden maddi tazminat talep edebilmesi için üç temel şart bulunmaktadır.

1- Kanuni tanıma uygun bir iş kazası yaşanmış olmalıdır.

2- İş kazası neticesinde maddi zarar meydana gelmelidir.

3- İş kazası ve zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.

İş kazası neticesinde meydana gelen maddi zararın tespiti için mahkemenin bilirkişi incelemesine başvurması gerekir.

İş kazası nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi üç koşulun sağlanması gerekmektedir.

Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına uygulamada sıklıkla rastlamaktayız. Trafik kazası neticesinde, zarar uğrayan tarafın zarar veren taraftan maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilmek için tarafların kusur oranları mahkemelerce dikkate alınmaktadır. Tarafların kusur oranının belirlenmesinde bilirkişi incelemesine başvurulur. 

Destekten Yoksun Kalma Tazminat Davası

Destekten yoksun kalma tazminatı: “Destek” sıfatına sahip olan kişinin ölmesine neden olan haksız veya hukuksuz fiil neticesinde destek yoksun kalan kişilerin zararlarının giderilmesini öngören bir tazminat türüne destek yoksun kalma tazminatı denir. Yansıma yolu ile doğan zararların sorumluluk hukuku ilkeleri gereğince giderilmesi mümkün değildir. Ancak Türk Borçlar Kanunu 56. Maddedeki özel düzenleme neticesinde bu tip zararların giderilmesi talep edilebilmektedir.

Destek yoksun kalma tazminatı hakkının doğması için, destek yoksun kalan tarafın yoksulluğa düşmesine gerek yoktur. Yalnızca, destek gördüğü kişinin yokluğundan etkilenmesi gerektirecek ölçüde yoksunluk uygulamada yeterli görülmektedir.

Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında uygulamada yaklaşık ölçütler kullanılıp hakkaniyet ölçüsünde bir değer tespiti yapılmaktadır.

Tazminat Hukuku ve İşçi ve İşveren Alacakları İçin Dilerseniz Tarafımıza Ulaşabilirsiniz.

Tazminat Hukuku ve İşçi ve İşveren Alacakları İçin Dilerseniz Tarafımıza Ulaşabilirsiniz.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

İş Kazalarından Kaynaklanan Maddi Manevi Tazminat Davasında İlkeler

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/21-341 K. 2021/1290 T. 21.10.2021

Öncelikle uyuşmazlık konusu ile ilgili yasal düzenlemelere kısaca değinilmelidir.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun (İş Kanunu) 8. maddesinde, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu tanım çerçevesinde iş sözleşmesinin; bir yandan işçinin iş görme borcunu, öte yanda işverenin ücret ödeme borcunu ihtiva eden, taraflardan her birinin öteki tarafın edimine karşı borç yüklendiği bir sözleşme olduğunu söylemek mümkündür. Bu sözleşmeden kaynaklanan iş ilişkisi ise, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar.

Gerçekten işçi, işverenin işi ve işyeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, işyeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.

İşveren gözetme borcu gereği çalıştırdığı işçileri işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşamını, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için teknik ve tıbbi önlemler dâhil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.

İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun (Borçlar Kanunu) 332. maddesinde;

“İş sahibi, aktin özel hâlleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi ile birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.

İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi hâlinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” düzenlemesi bulunmaktadır.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun “İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri” kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.

Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 tarihli ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 Sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmış, Kanun’un 37. maddesiyle de 4857 Sayılı Kanun’un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 Sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır.

Bunun yanında 6331 Sayılı Kanun’a paralel olarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (Türk Borçlar Kanunu) 417. maddesinde konuya ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu maddeye göre;

“İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir”.

Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden dolayı asıl işverenin alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrasında hüküm altına alınmış olup bu hüküm kapsamında asıl işveren müteselsil sorumluluk hükümleri çerçevesinde alt işveren işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zararlardan alt işveren ile birlikte sorumlu olacaktır.

Asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması, bu sözleşmesinin tarafı olmayan işçi ya da mirasçılarını bağlamasına olanak bulunmamaktadır.

“Alt işveren” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; aracı, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla da anılmaktadır.

Ankara Rodos Legal Tazminat Hukuku

İş Kazalarında Maddi Zararın Bilirkişi Tarafından Tespit Edilmesi Gerektiği

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2007/7596 K. 2007/8369 T. 21.5.2007

“Somut olayda davalı şirkete ait inşaatta kalıp ustası olarak çalışan davacının 01.04.2004 tarihinde inşaatta beton döküldüğü sırada, kalıbın çökmesi sonucu 25 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucu olayın iş kazası olduğu ve davacının sürekli iş göremezlik oranının % 0 olarak belirlendiği, ayrıca davacıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmediği anlaşılmaktadır.

Davacının zararlandırıcı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışmadığı sürelerde % 100 iş gücü kaybına uğradığı kabul edilerek bilirkişi aracılığı ile maddi zararı tesbit edilip SSK.’ca ödenmesi gereken geçici işgöremezlik ödeneği düşüldükten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminat Davasında Kusurluluğun Tespiti

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2019/5660 K. 2020/4651 T. 9.7.2020

Dava trafik kazası sonucu cismani zarar nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Somut olayda, davacılar vekili davacı …’e ait olan her iki bisiklette meydana gelen hasar bedeli, bisiklet sürerken kullanılan özel termo kıyafetler, özel km saatleri, cep telefonu ve gözlüğün zarar gördüğünden bahisle maddi tazminat talebinde bulunmuş, Mahkemece, meydana gelen hasarın (gerçek zarar) tespiti yönünden uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan, hasar konusunda uzman olmayan bisiklet satışı ve tamiri yapan bilirkişiden alınan rapora göre davanın kabulüne karar verilmiştir.

30.05.2014 havale tarihli bilirkişi raporunda bisikletlerin güncel fiyatları belirlenmiş, 2. el fiyatlarının yaklaşık %30 güncel fiyatından düşük olacağı kabul edilerek her iki bisikletin değeri 11.800,00TL olarak belirlenmiştir. Termo kıyafetlerin ve özel km saatlerinin de toplam değeri 700,00TL olarak belirlenmiştir. 22.11.2014 havale tarihli ek raporda ise, bisikletlerde meydana gelen hasarın tamirinin mümkün olmadığı, kırılan jant, yamulan göbek, direksiyon ve yırtılan lastiklerin bir daha kullanımının mümkün olmadığı, belirtilmiş ancak sovtaj değerlendirmesi yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Destek Yoksun Kalma Manevi Tazminat Davasında İlkeler

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1966/7 K. 1966/7 T. 22.6.1966

Borçlar Kanunun 47. Maddesi ( TBK m. 56) gereğince manevi tazminata hükmolunabilmesi için, bu maddenin metninden doğan özel şartlara birlikte hatta daha önce genel şartların yani olayda maddi tazminata hükmedebilmenin tabi bulunduğu şartların tahakkuk etmiş olması lazımdır.

a ) Genel şartlar, kusur unsuru istisna edilirse, kusur sorumluluğu ile kusura dayanmayan sebebiyet ( illiyet ) sorumluluğunun bütün hallerinde aynıdır.

a ) Genel şartlar, kusur unsuru istisna edilirse, kusur sorumlulğu ile kusura dayanmayan sebebiyet ( illiyet ) sorumluluğunun bütün hallerinde aynıdır

Bunlar, 1 ) bir eylem ( yahut imtina ), 2 ) bir zarar, 3 ) zarar ile eylem arasında iliyet bağı, 4 ) eylemin hukuka aykırı olmasından ibarettir ( H. Becker, m. 41 şerhi, No. 1; Schönenberger, m. 41 şerhi, No. 2 )

Bu şartlardan en önemlisi, zarar ile eylem arasındaki illiyet bağıdır. Eğer olayda böyle bir illiyet bağı yoksa, sorumluluk da yok demektir.

Genel şartların sorumlulğun nevine göre bazı özellikler arz edeceği tabiidir. İçtihadın birleştirilmesine konu olan istihdam edenin 47 inci madde gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için, 55 inci maddeye dayanan sorumluluğunun tahakkuk etmesi icap eder. Mamafih ölenin yakınları veya cismani zarara uğrayan, maddi ve manevi tazminatı birlikte dava edebilecekleri gibi, yalnız manevi tazminata hükmedilmesini de isteyebilirler.

Her iki halde 55 inci maddeden doğan genel şartların yani önce bunlardan müspet şartların gerçekleşmesi, ondan sonra da menfi şartların tahakkuku, bir başka deyişle istihdam edenin ikame ettiği kurtuluş beyyinesinin amcına ulaşmaması lazımdır. 

Rodos Legal Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Kafanızda soru işaretleri kaldıysa, tecrübeli bir tazminat hukuku avukatı ile görüşebilir, sorunlarınızı daha hızlı ve kolay halledebilirsiniz. İletişim bilgilerimizden bizlere buraya tıklayarak ulaşabilir, buraya tıklayarak ise Whatsapp üzerinden randevu alabilir ve soru sorabilirsiniz. Ankara Tazminat Hukuku Avukatı profesyonel çalışma arkadaşlarıyla Rodos Legal Hukuk & Danışmanlık Bürosu Sorularınızı yanıtlayacaktır, sağlıklı günler dileriz.